KAPAT
KAPAT
Bir Yıldızın Hikâyesi
Arama Sonuçlarını Almak İçin Buraya Yazın!

Bir Yıldızın Hikâyesi

Bir blogda okumaktan en keyif aldığım yazıların başında, yazarların blog yolculuklarını anlattığı yazı türü gelmekte. Bloggerlığa nasıl başlamışlar, yolculuk boyunca neler yapmışlar vs. bizlerle paylaştıklarını bir tecrübe olarak görüyorum ve yollara döşedikleri taşlarla yola sonradan çıkanlara rehberlik ettiklerini düşünüyorum.

Bu tecrübe ve birikimleri birkaç şekilde öğrenebiliriz. Aklıma ilk gelenler: Ya bloğun kuruluş yıldönümlerindeki yaş günü yazılarından, ya blogculukla ilgili bir başlık altında kaleme aldıklarından, ya bir bloğa yaptıkları yorumlardan, ya da blogger söyleşilerinden.

Âcizane ben de bu tür bir söyleşi serisine başlamaya karar verince, birkaç blogger yoldaşa ulaşıp, “Soru göndersem cevaplar mısınız” diye sordum. Katılmak isteyenlere soruları gönderdim. İlk cevaplar Bir Yıldızın Hikâyesi’nden geldi. Vakit ayırarak samimî yanıtlarla dolu dolu bir söyleşi metni hazırlayıp gönderdiği için kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Bir Yıldızın Hikâyesi kimdir?

Adım Sibel Yıldız. Ordu’da doğdum. İlk orta ve lise tahsilimi Ordu’da tamamladıktan sonra okuduğum üniversitede akademik kariyer yaptım. Hâlihazırda aynı devlet üniversitesinde öğretim üyesi olarak görevime devam etmekteyim. Evli ve bir çocuk annesiyim.

Bir Yıldızın Hikâyesi'nin yayım faaliyeti neleri kapsar? Hangi amaçla yayım yapar?

Bloğu açarken kendimi kısıtlamadan özgürce her konuda yazabilmeyi hayal ettim. Daha ziyade kültür-sanat, bilim-teknoloji, gündemle alâkalı yazılara yer vermekteyim. Zaman zaman da kendi öykülerimi  paylaşmaktayım.

Yayın amacıma gelince; kendime öyle çok özel bir misyon yüklemedim. Öncelikle geleceğe, sevdiklerime, ilgi duyanlara küçük notlar, hatıralar bırakmak istedim. Paylaşımlarımı seven blog okurları edinmişsem, onlarla karşılıklı özel bir bağ kurabilmişsem ne mutlu bana. Ne demişler; "söz uçar, yazı kalır." Bunlar da benim dijital ayak izlerim…

Blog camiasına katılma hikâyenizi anlatır mısınız?

Ablamın küçük kızının günlük tarzında açtığı bir bloğu vardı. İzmir’e onları ziyarete gittiğimde tam da bu konulardan konuşurken kafamın bir köşesinde bekletmekte olduğum blog açma fikri, sevgili yeğenimin de katkılarıyla bir anda vücut buldu. 2017 yılının Ağustos ayından bu yana sık aralıklarla olmasa da içerik üretmekteyim.

Blog adı vermenize lüzum yok; bu zamana kadar ziyaret ettiğiniz bir sitede sizi rahatsız eden şey oldu mu? Olduysa sitede gezinmeye devam ettiniz mi, yoksa çıktınız mı? Kısacası; bir blogdan sizi ne kaçırır?

Ziyaret ettiğim sitelerde şimdiye kadar beni rahatsız eden olumsuz hiçbir şeyle karşılaşmadım. Tatsız hiçbir hatıram yok. Çoğu bloggerın oldukça seviyeli, kültürlü, donanımlı, gelişmeye çok açık olduklarını, eleştirilerini bile oldukça nazik bir üslupla dile getirdiklerini düşünüyorum. Pek çoğundan harika şeyler öğrendim, kendimi devamlı güncelledim. Çok güzel dostluk kurduklarım da oldu. İnsanın yüz yüze hiç tanışmadan, sözlü iletişim kurmadan gönül bağı kurabilmesinin en canlı örneği bloggerlar.

Beni blogdan ne kaçırır? Siyasî -dinî propaganda yapan, manipüle eden, seviyesiz üslûp kullanan, cinsiyet ayrımcılığı yapan, ırkçılık yapan bloglar diyebilirim.

Yazıyı önce kâğıda veya word'e mi yazarsınız, yoksa direkt bloga mı?..

Kâğıt kullanmam. Word’de “Blog Yazılarım” adında bir dosyam var. Eskizimi orada yapar, son hâline getirildikten sonra da sisteme yüklerim.

Blogger Sohbetleri
Bir Yıldızın Hikâyesi

Bir blog yazarının üretimini durduran etkenler sizce nelerdir?

Aslında bu işi aşkla yapan birisi için frenleyici bir etken olamaz. Sevgili Sade ve Derin (Deep Tone) bunun en güzel örneklerinden biridir bana göre. Ama zaman zaman türlü nedenlerle blog yazma işini aksattığımız oluyor. Kendimden yola çıkarak örnekleyecek olursam hem işine koşan, hem de annelik yapmaya çalışanlarda bu ihmal biraz daha fazla sanki. Neticede çoğumuz blog yazma işini amatör bir ruhla, beklentisiz bir şekilde yapıyoruz. Tek beklentimiz motive edici yorumlar. Onlar da kesintiye uğrarsa bir isteksizlik hâli hâsıl oluyor elbette. Oysaki blog yazmada esas olan sürekliliktir. Okur kaybına uğramamak için devamlı üretim yapmak gerekir.

Bunun dışında blog yazarı sağlık sorunları yaşıyor olabilir, bir süre dinlenme ihtiyacı duymuş olabilir, sistemsel problemler yaşamış olabilir, eğer bir öğrenciyse sınav dönemi olabilir, blog ortamında beklediği ilgiyi görememiş, umduğunu bulamamış olabilir.

İlhamınızın kesildiğini hissettiğiniz oluyor mu? Oluyorsa telâşa düşer misiniz? Yoksa akışına mı bırakırsınız?

Bu soru zaman zaman soruluyor. Ben de benzer cevabı veriyorum: Şair ve yazar Ali Ural der ki "İlham gelmez, ilhama gidilir. İlhama gitmek demek, sizden önceki ustaları okumak demektir."

İlham, sadece yazarlar ve onların eserlerinden alınmaz elbette. Hayatın her anı bir ilham kaynağı olabilir. Güzel bir resim, hisli bir müzik, çarpıcı bir film, etkileyici bir cümle, düşen bir yaprak, solan bir gül, gülen bir bebek…

Bana göre, “İlham gelse de yazı yazsam” diye beklememek gerekir. Kalemi kâğıdı elimize almadıkça, bilgisayarın başına oturmadıkça, konsantre olmadıkça kolay kolay ilham gelmez. Zira ilham, okuduklarımızın, öğrendiklerimizin, duyduklarımızın, gördüklerimizin, dinlediklerimizin, izlediklerimizin, yaşadıklarımızın ve hatta yaşayamadıklarımızın cümlesidir. Büyük bir potansiyel olarak içimizde durmaktadır. Tek şey küçük bir çabayla onu harekete geçirmektir.

Sildiğiniz veya yayımlamaktan vazgeçtiğiniz yazı oldu mu? Olduysa neden?

Sadece blogu açtığım ilk aylarda paylaştığım ve sonrasında beğenmeyip kaldırdığım doğa temalı bir şiirim geldi aklıma. İlk yazılarıma dönüp bakacak olursam düzeltmem gereken pek çok şey çıkabilir ayrıca. Yazdıkça gelişmek de bu olsa gerek öyle değil mi?

Blog yazmak sizin için ne anlama gelir?

Blog sayfaları; yazma eylemini geliştirebileceğimiz, okuyarak güncelleneceğimiz, yorum alıp görüş bildireceğimiz, bilgi alıp bilgi verebileceğimiz en seviyeli ortamlardan birisi. Burası kimilerimizin saklı, kimilerimizin ön bahçesi. Burada kendimizi mayalıyor yeni hayallere, yeni hedeflere yelken açıyoruz. Düzeyli bir mecrada kendimizi yeniden var ediyoruz. Diğer blogları tanıyor, kelime taşları ile aramızda sihirli köprüler kuruyoruz. Yazmaya devam ettikçe günbegün gelişiyoruz. Şu an kendime ve yazı geçmişime dönüp baktığımda blog yazmaya başladıktan sonra ne kadar güzel kazanımlarımın olduğunu görüyor ve bunun için her zaman şükrediyorum.

Sadece blog yazmak da değil üstelik salt “yazma” hâli sanırım pek çoğumuz için bir şifa, bir nevi terapi gibi. Yazarken sözlü olarak ifade edemediklerimizi yazı vasıtasıyla dile getiriyor, kendimizi sağaltıyoruz.

Derler ki; “Yazmak, zamanı durdurmaktır. Yüzyıllar sonra hiç tanımadığınız biri, yazdıklarınızı okuduğunda sizin durdurduğunuz zamanda yaşayacaktır.” 

Sırf bu cümle bile ilham verici pek çok içerik üretmek için yeterince teşvik edici değil mi sizce de?

Yazarken sözlükten ve imlâ kılavuzundan faydalanır mısınız?

Evet, oldukça sık başvururum. Bazen bildiğim kelimelere bile bakma ihtiyacı duyarım. Çok da faydasını görürüm. Herkese tavsiye ederim.

Örneğin yıllardan beri “naif” olarak bildiğimiz ve her yerde bu şekilde kullandığımız “ince ruhlu” anlamındaki sözcüğün doğru yazılışı “nahif”tir. “Naif” şeklinde telaffuz ettiğimiz sözcüğün asıl anlamı ise “tecrübesiz” ve “toy” demektir. Bu ve buna benzer yaygın yanlışları düzeltmek için sık sık Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne bakmakta şüphesiz çok fayda var.

Takip edenlerin de bildiği gibi sevgili Momentos az kullanılan kelimeleri anlamları ve doğru kullanımları ile birlikte zaman zaman örneklemekte. Ayrıca sevilen öykü yazarlarından Şermin Yaşar Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin tam karşısında Kelime Müzesi kurmayı planlamakta. Bildiğim kadarıyla ülkemizde bir benzeri daha yok. “Tarihi bir binanın içinde kelimelerin tarihini, yolculuğunu görmek, aaaa bu; bu demek miymiş demek, Türkçeyi bir çocuğun başını okşar gibi sevmek için geleceksiniz bu müzeye” diyor ünlü yazar. Türkçe’mize, ana dilimize sağladığı bu muhteşem katkı için kendisini şimdiden kutluyorum.

Bloggerlık hakkında yazı okur musunuz, video izler misiniz?

Bloğu ilk açtığım zamanlarda bloggerlık hakkında epeyce yazı okumuştum. İstifade etmiştim de. Fakat açıkçası video izlemedim. Siz deyince birkaç tanesini izledim. Faydalı bilgiler içeren videolar mevcut. İlgilenenlere katkı sağlayacağına eminim.

Söyleşi teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Blog yolculuğunuzda kolaylık ve başarı dilerim. Okurunuz bol olsun. Zihninize sağlık, kaleminize kuvvet...

Nazik davetiniz, kaliteli sorularınız ve güzel temennileriniz için asıl ben teşekkür ederim. Sağ olun.  En iyi dileklerimle…

Yorum Gönder

4 Yorumlar
Yorumlar onaylandıktan sonra yayımlanır.
  1. Sayfanızda yer verdiğiniz için tekrar teşekkür ederim. Selamlarımla 😊🤚

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayfamda yer almayı kabul ettiğiniz için asıl ben teşekkür ederim. Renk kattınız. :)

      Sil
  2. Kelime müzesi harikaymış. Yıldız çok iyi yazar ve Türkçeyi çok iyi kullanır :)

    YanıtlaSil