Ufak Tefek Mutluluklar
Arama Sonuçlarını Almak İçin Buraya Yazın!

Ufak Tefek Mutluluklar

Ufak tefek mutluluklar dediğime bakmayın; bizi mutlu eden küçük şeylerden aldığımız haz, pahalı bir eşyaya sahip olduğu için sevinen birisinin hissettiği hazla eş değer olabilir. Elbette haz veya ıstırap gibi soyut kavramların niceliğini ve niteliğini bir ölçü birimiyle belirlemek mümkün değil. Mümkün olsa ne fark edecek! Sana mutluluk veren bir şeyin, bana göre anlamı veya kıymeti olmayabilir. Anlatmaya çalıştığım mutluluk hissi, neye ihtiyaç duyuyorsak ondan kaynaklanıyor. Meselâ arzuladığımız bir şeye birisinin sayesinde kavuştuğumuzda, “Sen bana dünyaları verdin” diye ne kadar mutlu olduğumuzu belirtmemiz bundandır.

Biri Hayattan, Biri Filmden İki Küçük Mutluluk

Konser Öncesi Dışarıda Yemek Keyfi

Hiç unutmam. Yıllar önceydi. Hatay İskenderun’daki bir halk konseri için Anıt Meydanı’na doğru karınca misali kalabalığın içinde yol alırken yanımdan bir çekirdek aile geçti gülerek. Genç sayılabilecek yaşlarda anne, baba ile -şu an sayısını hatırlamadığım- çocuklar.

Çocuklardan birisi, “Parasını ödeyemezsek bulaşıkları yıkarız” gibi bir şey söyledi.

Neşe içinde uzaklaştılar ve kalabalığa karışıp gözden kayboldular.

Konserin başlamasına henüz vardı. Vakit geçsin diye biraz sahilde dolaştım. Sonra tekrar geldiğim yöne döndüm, yani o çekirdek aileyi gördüğüm yöne, ki az ilerleyince ufak bir kebapçı dükkânında onları yine gördüm.

Evet, neşelerinin sebebini şimdi anlamıştım.

Konser öncesi kebap keyfi yapacaklardı. Kim bilir kaç gün evvelinden plânlamışlardı. Kuşbaşı mı, kıyma mı, yoksa ciğer mi yiyeceklerine; yanında ayran mı, şalgam mı, yoksa kola mı içeceklerine bile ta o zamandan karar vermişlerdi.

Derken nihayet o büyük gün gelmiş çatmıştı.

Lokantaya doğru yol alırlarken mutlulukları işte bundandı.

Maddî durumu haftanın iki, üç günü mangal yapmaya uygun birisi için akşam yemeğinin dışarıda yendiği bir gün sıradan bir gün olabilir fakat kıt kanaat geçinen kimileri için de pekâlâ sıra dışı bir gün olabilir.

Hangisi Daha Lezzetli?

Yine yıllar önce izlediğim bir dizinin sahnesini hatırladım şimdi.

Başroldeki genç kız, mahalleden bir ağabeyiyle pastahaneye gider.

Önündeki yaş pastaya bakarak:

“Rahmetli annem biz küçükken nadiren de olsa eve pasta getirdiği zaman çok sevinirdik” der kız.

Ona, hangisinden daha lezzet aldığını, hangisinin daha tatlı olduğunu sorsanız acaba cevabı ne olurdu(?)

Dianne Dengel - Home Sweet Home
Dianne Dengel - Home Sweet Home


Bloggerların Ufak Tefek Mutlulukları

Biraz da biz bloggerlardan hareketle konuşmak istiyorum.

Bilgisayar başında bloğumla ilgilendiğimi gören kuzenim istihza ederek, “Senin bundan ne kârın var” diye sorunca, “Mutlu oluyorum” demiştim. Ona bu mutluluğun tarifini yapmaya kalktığımda anlamayacağı veya anlasa da oralı olmayacağı için uzatmadım. Dedim ya istihza ediyor diye, anlamak için sormuyor yani.

Bir söyleşiye gitmek için hazırlanırken, kardeşimin bana tebessümle baktığını gördüm.

“Bir röportaj seni ne kadar mutlu ediyor!”

Aynen öyle, ne kadar mutlu ediyor!

Yazma enerjimi insanların ihtiyacı ya da yaptığı çalışma doğrultusunda harcamak…

Söyleşilerim çok okunan bir gazetede veya haber sitesinde yayınlansa bu beni tabi ki daha da mutlu eder ama dijital yayıncılığın bireyselleşmesi, ortaya bir eser koymak isteyen kişilerin teklif ve fırsat beklentisini azalttığını düşündüğüm için kendi yağımda kavrulmak da yetiyor.

Duygudaş olduğumuz blogger arkadaşların anlaması da yetiyor, inanın.

Çünkü ben de onları anlıyorum. Kişisel bloğundan aldığı içerik etkileşimiyle mutlu olduklarını, haz duyduklarını…

Zaten etkileşim değil midir kişiyi motive eden?

Söyleşilerden

YouTube’da klipleri yayınlanan biri iş adamı, diğeri emekli öğretmen iki müzisyenle geçen yıl söyleşi yapmıştık.

Gençliğinden beri ilgilendiği müzik sanatına emekli olduktan sonra daha çok vakit ayıran Uğur Oğuz, “Benim emekli maaşım var. Çok para kazanırım bu işten, diye kaygım olmadı. Benim müzik yaşamım amatör. Müzik, hayatıma müthiş renk getirdi” derken,

Çocukluk hayali olan şarkıcılığa kırk yaş itibarıyla adım atmış Fehmi Kaya da, “Ticarî beklentim yok. Çok ünlü biri olayım diye umut etmedim. Çocukluğumda kaset doldurma hayalim vardı ama imkânlar el vermedi. Şimdi bu hayalimi gerçekleştirdim” demişti.

Yanlış Anlaşılmasın

Dikkat ettiyseniz bu yazının, “hayattan keyif almak için küçük şeylerle yetinmesini bilin”,  “mutluluğun anahtarı kalın zincirlerle kilitlenmiş bir sandıkta değil, elinizdedir” gibi bir tavsiye yazısı olmadığını fark etmişsinizdir, ki aslında yazının teması hayat tecrübeleriyle alâkalı değil.

İskenderun’da karşıma çıkan o aileyi bir yazımda anlatmak istiyordum zaten uzun zamandır. Çok özel bir sebebi yok. Mutlu bir âna şahit oldum ve hayal gücümü konuşturarak kısacık bir anekdot yazmaya çalıştım.

Herkese kendi çapında -hazzı büyük- ufak tefek mutluluklar dilerim.

Etiket

Yorum Gönder

0 Yorumlar
Yorumlar onaylandıktan sonra yayımlanır.

Bülten Formu

Yazılardan haberdar olmak için: