İlçemiz Erzin'e (Hatay) üç dönem belediye başkanlığı yapmış olan Mehmet Güven'in oğlu Tolgahan Güven bir süredir sosyal medyada ateş püskürmekte. Tolgahan beyin iddiasına göre; Erzin'de çeşitli kurumlarda görev yapan bazı idareci ve memurlar, halkın çıkarını değil de, kendi çıkarını daha çok düşünüyor. O da bu "bencil" davranışı engelleme misyonu edinmiş kendince. Paylaştıkları dikkatimi çekince, "Erzin'e kimsenin ihanet etmesine müsaade etmeyeceğim" diyen Tolgahan Güven'e ulaştım ve "Elçiye zeval olmaz" misali aklımdaki soruları yönelttim.
![]() |
| Tolgahan Güven ile ofisinde görüştük |
Tolgahan Güven kimdir?
"Erzin'in çocuğuyum"
Tolgahan Güven, Erzin doğumludur. Erzin'de okudum, Erzin'de ticaret yaptım. Erzin'de tarımla uğraşıyoruz. Erzin'in çocuğuyum ben. Ailem, Erzin ilçesinin belli başlı ailelerindendir. Tolgahan Güven, ilçenin birçok STK'sına üyeliği bulunan, ticaret odası başkanlığına aday olan, 2019 yerel seçimlerinde Erzin belediye başkanlığına aday adayı olan bir kişidir.
Sizi bu tür paylaşımlar yapmaya iten sebep veya sebepler nelerdir?
Bir ilçede, bir ilde, ülkede muhalefet olmadan iktidar çalışmaz. Koltukta oturanı çalıştırmak için bir vatandaşın, bir STK'nın, ilçe başkanlarının, belediye meclis üyelerinin muhalefet etmesi gerekiyor ki haklı, haksız, hata, doğru ve gerçekler görülsün. Mücadelemiz bu yüzden.
"En büyük sermayem bürokratlar"
Babam Mehmet Güven belediye başkanı seçildiğinde küçük yaşlardaydım. 1989 yılında ilk Hatay valisi General Sami Oytun paşaydı, ilk tanıştığım vali o idi. Ondan sonra ilçemizdeki savcılar, hâkimler, ilçe jandarma komutanları, bölgenin kaymakamları, emniyet müdürleriyle çocuk yaşta tanıştım. Bürokrasiyi o yaşlarda öğrendim. Bir örnek vereyim: 1989'da Erzin'in ilk savcısı olan Ramazan Özkepir 25 yıl sonra Yargıtay 19'uncu Ceza Dairesi Başkanlığı'ndan emekli oldu. Yani biz bu insanla normal savcıyken tanışmışız.
Aytaç Yalman paşamız dönemin İskenderun 39'uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanı'ydı, o zamanlar tuğgeneraldi. Ben tekrardan ziyarete gittiğimde Jandarma Genel Komutanı'ydı, yani orgeneraldi. 1991'de Erzin'e stajyer kaymakam olarak gelen Ali Yerlikaya şu an İstanbul Valisi'dir. İlçemizde 6 ay savcılık yapan arkadaşımız şimdi İstanbul Başsavcısı'dır. Böyle örnekleri çoktur. İsimlerini saymaya kalksam 1 saat zaman alabilecek devlet adamlarını tanıyoruz.
Biz bu insanları ne sosyal medyadan tanıdık, ne de Google'dan... 1989 yılından bugüne kadar Hatay'a gelmiş geçmiş bütün bürokratı tanırım ve nerede görev yapar, nerede yaşar, hepsini iyi bilirim. Hayatta bağı koparmam. Benim en büyük sermayem, tanıdığım bürokratlardır. Ziyarete gittiğimde memleketimle ilgili konuları konuşuyoruz. Mübalâğ değil, 1 saatten önce mümkünü yok kalkamıyoruz yani sohbet o kadar derinleşiyor ki bazen 5 saat, 7 saat bir kurumda kaldığımı biliyorum vallahi. İnşallah ileride Erzin'de belediye başkanlığı veya bir milletvekilliği olur; derdim, Hatay'ın Erzin ilçesine bu zamana kadar yapılmamış, eksikleri olan hizmetleri yerine getirebilmek için üst bürokratlarla teşrikimesaimizi koparmıyoruz. Türkiye'nin neresinde olursa olsun gidiyorum.
Adınız ve soyadınızın baş harflerinden yola çıkarak kendinize "Tanrının Gırbacı" diyorsunuz. Bu konuyu açar mısınız?
"Tanrının Gırbacı" derken; hâşâ Yaradan'dan kimse yüce değildir. Erzin 20 mahalleden oluşan, 50 bin nüfuslu bir ilçemiz.
Kaymakamlık, Belediye, Emniyet, Jandarma, Millî Eğitim gibi kuruluşlar var.
Buralardaki yanlışlıkların üzerine gidebilen, 50 bin kişinin hakkını savunabilen, kurum yöneticilerinin verdiği zararları dile getirebilen, korkmadan bir yazının altına imzasını atabilen tek bir vatandaş olmaktan gurur duyuyorum.
Sebebi de işte; Erzin'in ve Erzin'deki garibanın hakkını korumak. Eski tarihlerde hükümdar Attila'nın lâkabı "Tanrının Kırbacı"ymış. Bir arkadaşım, "Hep adaleti savunuyorsun. Sen Tanrının Gırbacısın" dedi, o yüzden böyle bir şey kaldı.
İlk önce Erzin İlçe Millî Eğitim müdürüyle başladım bu yanlışlığı görmeye. Dört tane okul yapılmış; okulların yeri yanlış, projesi yanlış, okulun içinde hatalar varmış. Gidip araştırdım, gözümle gördüm,
inceledim; bunların hepsini resimledim, belgeledim ve sosyal medya hesabımda sordum dönemin ilçe millî eğitim müdürüne. Dönemin Millî Eğitim Bakanı'na da müracaat ettim yazıyla. Sosyal medyada yazdığım her şeyi dilekçeye döküyorum, bağlı olduğu bakanlıklara yazıyorum. "Bu nedir, bunun cevabını istiyorum" diyorum. Dönemin Ak Partili belediye başkanının gücü yetmedi, milletvekillinin gücü yetmedi ama çok şükürler olsun Tolgahan Güven tek başına da olsa ilçe millî eğitim müdürüne vura vura o koltuktan indirdi Allah'ın izniyle.
Sahte Kurslar
Neyse günlerden perşembeydi, cumartesi kurs başlayacaktı. Perşembe günü saat 4 gibi beni aradı müdür Adil Karaosmanoğlu; "Tolgahan bey, kaymakam beyin eşi kurstan vazgeçtiği için kurs iptal edildi" dedi. Ben de dedim ki; "Anayasanın 84'üncü maddesine göre benim öğrenme hakkım var kardeşim. Neden vazgeçiyor?" Ben bunu Millî Eğitim Bakanlığı'na şikâyet ettim ve bakanlıktan gelen müfettişlerin araştırmaları sonucunda bu kadının Halk Eğitim Merkezi'nde yalan yanlış kurslar açtığı ortaya çıktı. Maaş ödemesi, sigorta ödemesi filân derken halk eğitim müdürü görevden alındı. Kaymakamın kurs verecek olan eşi İlknur Demirci görevi bıraktı. Ha bu arada yalan yanlış bilgi olmasın diye gittim, kaymakamlıkta İlknur Demirci'nin kurstan çekildiğine dair imzaladığı dilekçeyi el altından aldım; elimizde belge olsun diye...
Ondan sonra bir dönem İlçe Jandarma Komutanı vardı. Burada orman hırsızlıkları oluyordu, orman hırsızlıklarına müdahil oldum, yakalattım.
Jandarma Komutanı denizde kaçak kum satıyormuş. Onunla ilgili usulsüzlükleri ortaya çıkardık.
Ernar (Erzin Narenciye) Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin arkasında kaçak bir hızar vardı, oraya da operasyon yaptırdık. Dünya kadar, kaçak tomruk yakalandı. Ernar 1973'te kurulmuş ve '76 yılında aşağı yukarı 3500-4000'e yakın bir üye sayısıyla Türkiye'nin sayılı kooperatifleri arasına girmiş. Ama orada dönemin kooperatif başkanı Mehmet Ulu, işte Sezen Zeytinoğlu, Ali Vural, denetlemede çalışan bizim Ali Rıza Güven, Mustafa Vural, Kamuran Vural bu kooperatifte her türlü yeme içmeleri yapmışlar. 25 bin sandık satılmış, klimalar satılmış. Bu adamların hepsini yaza çize, yaza çize çok şükür gönderdim.
"Memleket kan emici bir vampirden kurtuldu"
Tarım Kredi Kooperatifi'nde bir müdür vardı. Bir düzen kurmuş; çiftçileri faize düşürmüş, sıkıntıya koymuş. Kredi verirken ağzından bal damlamış ama ödeme günü geldiğinde çiftçiye buz yutturmuş, zehir kusturmuş.
Derken ben bunu bakanlığa bildirdim. Beni Ankara'dan Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü çağırdı. Oturduk, sohbet ettik. "Tolgahan bey, ben bunu araştıracağım" dedi. Müfettişler geldi inceledi falan derken müfettişler beni Erzin'de ziyaret ettiler ve "Biz bunu görevden alacağız" dediler. Çok şükürler olsun o zamanki ilçe tarım kredi müdürünü sepetlediler.
Bu memleket de kan emici bir vampirden kurtuldu.
Kaymakam Yollanıyor
Erzin Burnaz sahilinde bulunan tatlı su kenarındaki dere yatağı, termik santralin -kuş bakışı- aşağı yukarı 300 metre altından geçiyor. Buradan soğuk su çalmışlar tesise Egemer A.Ş.
Dedim; "Bu niye?" Dedi ki; "Denizden tuzlu su çektiğimizde tuzu arıtmamız gerekiyor saf olması için. Onu soğutma suyunda kullanıyorlar."
Yani tesisin çok büyük maliyeti olduğu için tatlı sudan tesise 400 metre boru döşeyip saniyede 300-350 litre kaçak su çalmışlar devletten habersiz. Biz bunları şikâyet ettik. DSİ geldi, yerinde inceledi, derken her şey gün yüzüne çıktı. Kaymakam oradan çok ciddî bir rant sağlamış. Erzin dördüncü sınıf ilçe; Erzin kaymakamının şu anki maaşı 10 bin lira falan. Kaymakam beyin bir Mercedes'inin olduğunu duydum, araştırmasını yaptım. Noterden hanımının adına kayıtlı çıktı. Bu arabanın değeri 1 milyon lira. Bir kaymakamın 1 milyonluk arabasının olmasının mümkünü yok. Kaymakamı araştırdığımda ailesinden, babasından, atasından hiçbir şeyinin olmadığını öğrendim. Sadece kendi maaşı var, hanımı çalışmıyor. Bu olayların hepsinin üstüne gittim. Dönemin Hatay valisine şikâyet ettim. Ama işte valiler de bürokrat olduğu için, "Yarın bu da vali olacak, sıkıntı çıkmasın" diye örtbas etmeye çalıştılar. Dönemin İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu'ya ve dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman'a gittim. Allah razı olsun dinlediler, evrakları incelediler ve gereğini yaptılar. Erzin kaymakamı da bir cumartesi günü ansızın görevden alındı. Pılını pırtısını topladılar, memleket rahatladı. Babam da olsa yanlış
yapanın karşısındayım.
Mahallesi)
Mahallesi) bir arkadaşın tarım arazisini alıp imara açtılar. Oraya da bir petrol istasyonu ruhsatı işlediler. Tolgahan Güven taşı gediğine koydu, şu an gene açılamıyor. Belediye başkanları ille gidip de belediyenin kasasından para çalmaz. Belediyedeki en büyük hırsızlık rant hırsızlığıdır. Yani tarım arazisini alırsın 50 liraya, imarını yapıp satarsın 500 liraya.
Erzin'de 50 bin kişi yaşıyor. Ben bu 50 bin kişinin içinde bir vatandaşım. Kurumlarda ve STK'larda kim yanlış yaparsa, karşısında ben varım. Mahkemeden ve ölümden korkmam. Cesareti olan varsa gelsin. Sonuna kadar mücadele edeceğim.
"Canı yanan herkes koşarak bilgi, belge getiriyor"
Şimdi sorsam söylemezsiniz, yani isim vermezsiniz. Şöyle sorayım o zaman: Tolgahan Güven WhatsApp İhbar Hattı nasıl gidiyor?
Şimdi şöyle söyleyeyim: Meselâ ilk olarak İlçe Millî Eğitim'e yazmaya başladığımızda; dönemin İlçe Millî Eğitim Müdürü Erdoğan Asarkaya kurum içerisinde kime zarar vermişse, ezmişse, kimlerin canını
yakmışsa zaten bu insanlar sana koşarak geliyor. "Burada Erdoğan Asarkaya'ya saldıran biri var" deyip, ne kadar bilgi, belge varsa getiriyor. Ben, "Bu adamla ilgili bana bilgi verin" dahi demedim. Herkes koşarak bana getirdi belgeleri verdi. Ben de bakıyorum, inceliyorum, mücadele ediyorum. Yalan yanlış bir şey yapmıyoruz. Gözümle görmediğim, belgesini okumadığım hiçbir şeyi yazmıyorum, paylaşmıyorum.
"İnsanların mahrem hayatına girmem"
Oto sansür diye bir şey uygulamıyorum. Erzin için yapılan yanlış bir şey varsa sonuna kadar ilgileniyorum. Sadece ve sadece insanların mahrem hayatına girmem. Ama kesinlikle bir hırsızlık, yolsuzluk varsa günde bir haber şeklinde paylaşımlar yapıyoruz.
"En güzeli, insanların gönlünde olabilmek"
Kafamızdan geçen bir düşüncemiz var. Mücadelemiz bu memlekete hizmet edebilmek. Taş üstüne taş koyabilmenin ve gerçek projeleri yapabilmenin kabiliyeti ve cesareti olduğu için biz bu yola çıktık. Nasip meselesi. İnsanların gönlünde "başkan" olmak da, bir belediye başkanı olmuş kadar değerlidir benim için. Şu an hiçbir görevim olmadan, hiçbir STK'da görev yapmadan da Türkiye'nin valisinden paşasına, başsavcısından bakanına, genel müdürüne kadar kimin kapısını çalsam, "Tolgahan Güven geldi" dendiğinde kapıların sonuna dek açıldığını görüyorum. Bunun birçok şahidi var. Diyeceğim şu ki; en güzel şey, insanların gönlünde olabilmek. Cenab-ı Allah, belediye başkanlığını yazmışsa da, yazmamışsa da takdir O'nun. Ben, olacakmış gibi niyet ediyorum. Azimle mücadele veriyorum. Meselâ geçen dönemde Ak Parti'nin adayı Ankara'dan geldi. Ökkeş başkan CHP'nin adayı oldu. Erzin naçar kaldı naçar. Erzin'de insanlar gidecek yer bulamadığı için Ökkeş'e verdi. Ökkeş'in kara kaşına, kara gözüne vermedi.
Buraya beceriksiz bir Ak Parti yönetimi, beceriksiz bir milletvekili beceriksiz bir aday getirip koyunca, Ökkeş de kendini dev aynasında gördü.
Ökkeş Elmasoğlu Eleştirisi
Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu eleştiri bombardımanınıza sıkça maruz kalmakta. Ökkeş Elmasoğlu'nu eleştirirken kullandığınız dili normal buluyor musunuz? Halkın oylarıyla seçilip bir makama gelmiş insana ismiyle hitap ederek, alaycı ve küçümseyici bir üslûpla konuşmak sizce doğru mudur?
Devlet makamında oturan herkese saygı duymakla mükellefiz. Ama saygısızlığın en büyüğünü Erzin Belediye Başkanı olan Ökkeş Elmasoğlu yaptığı için biz de buna kendinin anladığı dilde cevap vermek zorundayız. Şimdi o bize saygısızlık yaparken, biz ona saygı duyamayız kesinlikle.
Canlı Yayın Çağrısı
Vallahi şöyle söyleyeyim; ben belediye başkanı olacağım, bir vatandaş beni eleştirecek; kardeşim, o vatandaşla yüz yüze gelirim. Derdi neyse dinler, derdini çözerim. O zaman dirayetli olurdum, cesaretli olurdum. Benim adımı söylese ne, söylemese ne! Ökkeş’in adını 100 sene söylemeden yaşayabilirim ben. Ama onun aklında Tolgahan Güven’in adı 24 saat var. “Ne yazdı, WhatsApp’da ne vurdu, bilmem nereye ne yaptı” diye. Keşke bir belediye başkanı olarak yardımcılarını, müdürlerini, meclis üyelerini yanına alsa da canlı yayına çıksak, oturum yapsak. Ben sorsam, kendisi cevaplasa. Buyursunlar.
Öncelikli Projeler
Bugün belediye başkanı olsam ilk yapacağım icraat; işletme garajını ivedilikle Belediye Düğün Salonu'nun arkasına taşırdım.
İkinci hafta; şu anki Erzin Belediye Başkanlığı'nın bulunduğu binayı ivedilikle boşaltır, orayı yıkardım.
Üçüncü işim de; kafamda bir proje var. Erzin'deki 500 kadına iş vermek. Bunu da Türkiye'nin değil,
dünyanın en büyük birliği olan Marmarabirliği'n başkanı Hidamet Asa benim çok samimî arkadaşım, onu buraya getirip, memleketimizin zeytini, zeytinyağı, nar ekşisi, turunç reçeli, portakal suyu; bir tesis kurarak 500 kadına, 500 eve iş aş vermek için mücadelemiz, azmimiz olurdu. Sonra; gelir getirebilecek büyük bir market. Bol çeşitli belediye marketinden Erzinliler alışveriş yapacak.
Erzin Belediyesi'nin şu an 42 milyon lira borcu var. Günlük faiz işliyor. Tolgahan Güven bugün belediye başkanı olsa, ben bu 42 milyonluk borcu (elindeki çay dolu bardağı göstererek) şu nimet hakkına olsun ki, 90 gün içerisinde sıfırlarım, net. Bunun nasıl silineceğini, hangi şartlarda bu borcun nerelere devredileceğini, nasıl para gelebileceğini biliyorum. Önce Cenab-ı Allah'a, sonra kendime güveniyorum çok şükür.
Halk Ekmek düşünür müsünüz?
Yok, Erzin'de halk ekmek gitmez. Çünkü halk ekmek yapan belediyelerdeki başkan, müdür arkadaşlarım, halk ekmeğin 200 binden aşağı üretildiğinde zarar edildiğini söylüyorlar. İlçemizde üretilen ekmek sayısı 20-25 bin. Erzin'in şu anki mevcut yapısında kârlı bir iş değil yani.
Babanız Mehmet Güven'in belediye başkanlığı zamanında, şimdiki belediye başkanının babası parti ilçe başkanıydı. Yani eskiden gelen bir hukukunuz var. Madem memleket sevdalısısınız. Babanızın döneminde derin bir siyaset kültürü edinmişsiniz. Donanımlı olduğunuzu iddia ediyorsunuz. O hâlde neden bildiklerinizi Ökkeş Elmasoğlu'yla paylaşmıyorsunuz? Yanında yer almıyorsunuz?
Ben bu memleket için yapılacak her türlü hizmetin önüne düşer giderim. Her bürokrata, bakana gider bir şeyler isterim. Ama şunu söyleyeyim; hani koltukta oturanlar, "Her şeyi ben bilirim" havasında ya. Bilmediğini, beceriksiz olduğunu kabullenmiyor. Ülkemizin en büyük sorunu da zaten bu. İş bilen insanları kimse yanında görmek istemiyor. Bu şekilde olduğu için pek başarı gösteremiyorlar. Doğru söylüyorsun; Mahmut hoca (Elmasoğlu) ilçe başkanlığı yaptı ama Mahmut Elmasoğlu aradığında, "Başkanım böyle böyle..." dediğinde, Mahmut hocayı bir günden bir güne kırmamıştı Mehmet Güven. Ânında gerektiği şekilde yapılmıştır.
Tolgahan Güven'den Son Sözler
“Beni susturamazlar”
Vallahi şu âna kadar öyle bir şeyle karşı karşıya gelmedim. Kuyruğuna bastığımız kim varsa buyursunlar, çıksınlar. Benim canımı alamadıktan sonra kimse beni susturamaz. Sonuna kadar mücadele ederim. Kimsenin namusunda, parasında, mülkünde gözüm yok. 50 bin kişinin hakkını kim yiyorsa onun kuyruğuna basıyorum. Yoksa şahıslarla bir işim yok.
Sorular bitti. Söyleşi için teşekkür ederim.
Biz senle tanıştığımıza, sohbet ettiğimize çok teşekkür ediyoruz. İnşallah memleket için hayırlı olur.


Blogunuzu takipteyim blogumda bi reklama tıklayın fakirin karnı doysun abem
YanıtlaSilnice :)
YanıtlaSilErzin'e geldim ben :)) İsabetli sorular sormuş, sıcak-samimi cevaplar almışsınız. Erzin iyi bir irade tarafından yönetilmeyi hak ediyor. Şirin, kendi halinde ve tek kelimeyle harika ber yer orası :))
YanıtlaSilErzin'im, canım memleketim. :)
SilSelamlar, memlekete yolsuzluklarla savaşacak, doğru yoldan ayrılmayacak politikacılar lazım. Çekirdekten yetişince çarkın işlemediği yerleri saptamak zor olmuyor okuduğum kadarıyla. Lakapta hoşuma gitti. Tolgahan Güven'e başarılar diliyorum. Paylaşım için çok teşekkürler.
YanıtlaSilTeşekkür ederiz değerli yorumunuz için.
YanıtlaSilFenalık geliyor usulsuzluk haberlerinden... Hatay'da yaşama şansım olmuştu 1 yıla yakın sevdiğim bir yer
YanıtlaSilTeşekkür ederim yorum için.
Sil