Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu'nda "Sen Yoksan Bir Eksiğiz"
Arama Sonuçlarını Almak İçin Buraya Yazın!

Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu'nda "Sen Yoksan Bir Eksiğiz"

Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu “Sen Yoksan Bir Eksiğiz” kitap okuma yarışması hakkında söyleşi yapmak üzere soluğu müdür Mustafa Cabir İçer’in makam odasında aldım. Ekim 2013’ten beri düzenlenip, TRT’ye de haber olan, Türkiye’nin en uzun soluklu kitap okuma yarışmasının detaylarını bu yazıda öğrenebilirsiniz. 

Mustafa Cabir İçer kimdir?

Hocam, öncelikle okurlarımızın sizi tanıması için kendinizden bahseder misiniz? Mustafa Cabir İçer kimdir?

Mustafa Cabir İçer: 1985 yılında Osmaniye Kadirli’de doğmuş ve ilköğrenimini, ortaokulunu orada tamamlamış bir bireyim. Liseyi ise Düziçi Öğretmen Lisesi’nde yatılı okudum. Daha sonra Gazi Üniversitesi Türkçe öğretmenliği bölümünü kazandım. 4 yıl Ankara’da okuduk. Üniversite eğitimimden sonra Şanlı Urfa Viranşehir’de öğretmenlik yapmaya başladım. İlk görev yerim Viranşehir Atatürk Ortaokulu. Öğretmenliğimin dördüncü yılında Hatay Erzin’e atandım. Yaklaşık 10 yıldır Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu’nda idarecilik yapıyorum; müdür yardımcılığı ve müdürlük. 4 çocuklu bir ailenin en küçük oğluyum. Öğrencilerimle uğraşmayı, eğitime önem vermeyi seviyorum.

Kitap Kurdu Osman Zeki Amca

“Bilenle bilmeyen bir olmaz”

Amcayla ilgilenin siz. (Söyleşi esnasında kapıyı çalarak içeri giren, elindeki “Suç ve Ceza” romanını müdüre verdikten sonra çaprazıma oturan Osman Zeki Yalman’ı kastediyorum)

Mustafa Cabir İçer:  Yo, yabancı değil Osman amcam. Kitap okuma yarışmasıyla ilgili geldi zaten. Kitap hediye etmiştim ona, okumuş her hâlde. Nasıl, okudun mu?

Osman Zeki Yalman: Okudum. Yarım bırakmam hiçbir şeyi. Kitapta, toplumun insanları nereye götürebileceğini ama inancın sağlam olduğu yerlerde mutlaka doğruyu bulduracağını gördüm.

Mustafa Cabir İçer:  Vallahi maşallah! Osman amcam yarışmamızın en istekli velisi. Yaklaşık 70 yaşında ve 950 kişinin girdiği sınavda birinci oldu. (Yarışmaya hazırlananlara yarışma günü kitaptan soru yöneltiliyor. Söyleşinin ilerleyen satırlarında bu da anlatılıyor ama sınav kelimesi kafanızı karıştırmasın diye parantez içinde bunu belirtme gereği duydum)

Osman Zeki Yalman:  Sadako.

Mustafa Cabir İçer: Evet, “Sadako” adlı kitap okuma yarışmasında birinci geldi. Zaten her yarışmamızdan önce gelir uğrar, kitabı alır gider.

Osman Zeki Yalman: Çok okurum ben. (Buradan itibaren kısık sesle konuşmaya başladığı için, ses kaydında ne dediği anlaşılmıyor. Zaten söyleşi yaptığımızın farkında bile değil. Normal sohbet ediyoruz zannediyor)

Biraz sesli konuşur musun amca; ses kaydı yapıyorum da.

Mustafa Cabir İçer: Röportaj yapıyoruz.

Osman Zeki Yalman:  Öyle mi! Ha ben Osman Zeki Yalman. 72 yaşındayım. Okul okumak benim içimde bir ukde olarak kaldı.

Sayın hocamın yapmış olduğu kitap okuma yarışmasına, o zamanlar bu okulda okuyan torunumun adına girmiştim. O kadar harika kitaplar seçiliyordu ki!

Benim okumamdaki amaç bilgi edinmek. Bilenle bilmeyen bir olmaz. Her kitabı, “Ne diyor o” diye okurum. Her kitabı da yedi sekiz sefer okurum. Bilgi edinmenin yaşı, hududu yoktur. Tavsiye ederim ki tüm insanlarımız, toplum okusun, bilgi edinsin. Okuyun, okuyun, okuyun.

Televizyonda hiç bilgi edinmeyeceğim programa bakmam. Birçok kanal var. Mutlaka bir yerinde bir cümle dahi olsa onu defterime yazarım. Okuduğum hiçbir şeyi unutmam. Şimdilerde pek okuyamıyorum ama ben 70’li yıllarda her ay üç dört kitap alır okurdum.

Hayatımda da faydasını çok görüyorum. Bu dünya, insanların ortak yaşam alanı. Onun için bir karıncayı dahi ezmeyelim. Herkese hayat vermeye çalışalım. İnsanlara iltifat edip gönlünü alacaksın. Gönül alırsan her şey güzel olur. Hayat güzel olur. Samanlık seyran olur, derim ben insanlara.

Yaşam tarzımda hep şunu yapmışımdır; olumlu bakmışımdır hayata. Hiç kızmam. Sen bana küfür ettin diyelim. Bizim millet hemen kabarır ya. Ben hiç kabarmam. Onu aşağıdan alırım, ikna ederim. Karşı taraf hâlâ bağrıyorsa, “Müsaadenle” derim, çekip gidebilirim ben.

Onun için toplumda sevildiğimi zannediyorum. Seviliyorum da. Farklı olduğumu da zannediyorum. Çünkü ben her ortamda konuşurum. Profesörle de konuşurum. Cumhurbaşkanıyla kahve içmiş insanım. Allah’ım bana o onuru gösterdi.

“Mustafa Cabir İçer, Erzin’in şansıdır”

Sayın müdürüm Mustafa İçer bey, Erzin’in bir şansıdır. Kıymetini bilelim, yapıcı eleştirelim. Yüreğine sağlık. Bahtı açık olsun. Başarılarının devamını dilerim.

Yaşadığım müddetçe bu yarışmaya imkânlar dahilinde katılmaya çalışacağım.

Tüm toplumun da okumasını istiyorum. Erzin’in tüm birim amirlerini bu yarışmaya davet ediyorum. Ben bu yaşta diyorum ki: Hodri meydan! Gelin okuyalım. Kitap okuma yarışmasında bilgimizi, becerimizi ortaya koyalım. Ben en sonuncu olayım, herkes birinci olsun. Çocuklarımıza katkı sağlayalım. Teşekkür ederim.

Mustafa Cabir İçer:  Burada amaç birinci olmak değil zaten. Amaç; bilgilerin tazelenmesi, bilgi okumak, kitap okumak, paylaşmak.

Sen Yoksan Bir Eksiğiz, Kitap Okuma Yarışması
Osman Zeki amcayla söyleşi hatırası

Hocalardan Devralınan Miras

“Sen Yoksan Bir Eksiğiz” kitap okuma yarışması fikri kime ait? Neden böyle bir etkinliğe ihtiyaç duyuldu?

Mustafa Cabir İçer: Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu olarak okumanın önemini biliyoruz.

Branşım Türkçe; Türkçe öğretmeniyim. İdareciyim ama Türkçe mezunuyum.

Üniversitedeki hocalarımız bizlere şunu söyledi:

“Sizlere miras olarak şunu bırakıyoruz: Öğrencilerinize kitap okumayı sevdireceksiniz.”

Biz bunu kendimize ilke edindik. Öğretmenlik yaptığımız yıllarda da, idarecilik yaptığımız yıllarda da hep “Öğrencilere kitap okuma anlamında nasıl güzellikler sağlayabiliriz, nasıl bunları okutabiliriz” kaygısı içerisinde olduk.

Okul idaremizin ve Türkçe öğretmenlerimizin fikriyle yapılan bir uygulama. 186 kişiyle başladık. Yani ilk yaptığımız yarışmada 186 kişi vardı. O zamanlar cumhuriyet altını, çeyrek altın, bisiklet gibi ödüller verdik. Artık şimdi altının yüksek olmasından dolayı daha farklı ödüllerle gidiyoruz. Ama burada asıl ödül, çocukların, okuduğu kitabın karşılığını alarak kendilerini bilgi anlamında geliştirmesidir.

Okunacak eseri kim belirliyor?

Mustafa Cabir İçer: Daha önceden okuduğumuz kitaplardan etkilenmiş olduğumuz eserlerden belirliyoruz veya bu anlamda kendini ispat etmiş kişilere danışıyoruz. Farklı insanlara başvuruyoruz. “Hocam” veya “Değerli yazarım, sizin okuyup da etkilendiğiniz ve öğrencilerin, velilerin ve öğretmenlerin aynı anda okuyabileceği bir kitabınız var mı? Tavsiye edebileceğiniz, insanların etkilenebileceği, ana fikrinin güzel olduğu bir kitap varsa bu ay onu belirleyelim” diyoruz.

Tabi ki bunu belirlerken de, velilerin bütçesini düşünerek; 10 liralık, 15 liralık kitapları belirlemeye çalışıyoruz. 30 liralık, 40 liralık olan çok kaliteli kitaplar da var ama onları belirleyemiyoruz maalesef. Çünkü onu almada öğrencilerimiz, velilerimiz zorlanabiliyorlar.

Okunacak eserin belirlenmesinden sonra Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu “Sen Yoksan Bir Eksiğiz” kitap okuma yarışması kapsamındaki etkinliğin neticelenmesine kadar giden süreci anlatır mısınız?

Mustafa Cabir İçer: Bu aslında dışarıdan basit gibi duruyor ama çok zahmetli bir iş.

İnsan, karşılığını alınca mutlu olarak yapıyor. Bir görüyorsun ki bin kişi bir etkinlik için gelmiş. Yani oraya belki bir siyasî lideri getirsen o kadar kalabalığı toplayamazsın. İnsanlar işini gücünü bırakıyor, yağmurda çamurda buraya geliyor. Bizim motivemiz de bu zaten. Yani insanların kalabalık olarak bu sınava girmesi, bizi diğer sınava daha çok motive ediyor. Biz bugün 700 kişiye okutmuşsak, yarın bunu 800’e nasıl çıkarabiliriz, kaygısıyla bakıyoruz.

Kitabı belirledikten sonra yayın evine sipariş ediyoruz. Öğrencilerimiz bir ay içerisinde bu kitabı okuyorlar. Hatta bazı öğretmenlerimiz kendi sınıfının birinci olması için kitapla ilgili soru hazırlıyor öğrencilerine. (Yarışmadan ayrı olarak)

Daha sonra bizim belirlediğimiz bir iki öğretmen, kitabı okuyup soru hazırlıyor. Bunu word hâlinde yazıyor. Ardından 700 adet kitapçık yapıp, tek tek bunu zımbalıyoruz. Zımbaladıktan sonra sınav akşamına gözetmen duracak öğretmen ayarlıyoruz, kendi öğretmenlerimiz de sınava girdiği için. Başka okullardaki öğretmenleri tek tek arayıp, “Hocam, bizim bugünkü sınavda gözetmen olarak durabilir misiniz” diyoruz. Otuza yakın öğretmeni dışarıdan buluyoruz ve bunlar da gönüllü geliyor, akşam saatinde çocuğunu bırakıp. Daha sonra bu sınavı o akşam yapıyoruz.

Sabahleyin de sonuçları bizim okuma sisteminde okuyup velilere bildiriyoruz.

Dereceye giren 30 kişiyi, 40 kişiyi farklı etkinliklerle ödüllendiriyoruz. Kimi zaman Adana Devlet Tiyatrosu’na götürüyoruz. Kültürel anlamda bir taşla iki kuş vurmuş oluyoruz; çocuk hem kitap okuyor, hem de tiyatro seyrediyor. Yani amacımıza ulaşmış oluyoruz. Süreç bu şekilde.

“Toplumsal bir proje olsun”

Bu yarışmaya Erzin’den herkes katılabilir mi?

Mustafa Cabir İçer: Erzin’den başka kişiler de katılabilir, ev hanımları katılabilir, idarî amirler katılabilir. Başka okulların öğrencilerinden de katılmak isteyen var zaten.

Hatta şunu söyleyeyim: Bu, toplumsal bir proje olsun. Erzin’imiz Türkiye’nin en fazla okuyan ilçesi olsun. Bu projeyi yükseltebiliriz yani.

Amacımız; okuyan birey, okuyan toplum, okuyan bir Erzin. Şükrü Paşa kazanırsa Erzin kazanır, Erzin kazanırsa ülkemiz kazanır.

Erzin’in diğer okullarında böyle yarışmalar var mı?

Mustafa Cabir İçer: Biz bu yarışmayı yaptıktan sonra farklı okullar benzer çalışmalar yaptı. Hani derler ya; “Bilgi paylaştıkça çoğalır, güzelleşir.” Örnek alıp da kendi okulunda uygulayanlar oldu. Ama hiçbiri bu kadar uzun soluklu olmadı. Sekiz dokuz yıldır yapıyoruz. Gerçekten zahmet gerektiren bir iş olduğu için, 2 kere, 3 kere yaptıktan sonra insanlar yoruluyor. Ama biz kararlıyız. Bu yarışma 10 yıl da sürse, 15 yıl da sürse, bu okulda devam edecek inşallah.

Müdür Mustafa Cabir İçer
Okul müdürü Mustafa Cabir İçer'le makamında görüştük


Hatay’ın En Başarılı Devlet Okulu 

Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu

Yarışmayı kazansın veya kazanamasın; katılımcılardan okuma eyleminin katkısını hissettiğini söyleyenler oluyor mu? Meselâ yazı yazmaya başlayanlar var mı?

Mustafa Cabir İçer: Az önce Osman amca da ifade etti zaten. “Benim” diyor, “Düşüncemi değiştiren kitaplar oldu. Okuduğum şeyler bana feyiz verdi.”

Şimdi muhakkak biz bunu ister istemez hayatımızda görebiliyoruz. Yaşantılarımıza da yansıtıyoruzdur.

Ama ben en önemli hususa denk getireyim: Bu etkinlik, okulumuzun başarısına çok ciddî anlamda olumlu etki yaptı. 2011 yılında bu okuldan fen lisesini kazanan 1 öğrenci vardı. Bu projeyi başlattıktan sonra 3 oldu, 5 oldu, 9 oldu, 16 oldu, 27 oldu, 47 oldu. Yani 47 öğrencimize fen lisesi kazandırdık.

Okulumuz 3 seneden beri Hatay’ın en başarılı devlet okulu olma özelliğini kazandı bu proje sayesinde.

Kitap okuma yarışması da, yapmış olduğumuz projelerden biri. En somut örnek olarak bunu verebilirim. (Bu söyleşiyi yaptığımız günün akşamı “Şükrü Paşa Sesini Arıyor” isimli müzik yarışması da düzenlediler)

Mustafa Cabir hocam, zaman ayırıp sorularımı yanıtladığınız için teşekkür ederim. Erzin Şükrü Paşa Ortaokulu “Sen Yoksan Bir Eksiğiz” kitap okuma yarışması vesilesiyle sizinle tanıştığıma memnun oldum. Osman amca sizinle de… Herkese keyifli okumalar dilerim.

Mustafa Cabir İçer: Sağ olun, teşekkür ediyoruz. İnanın sizin röportaj yapmak istemeniz de gerçekten bizi mutlu etti. Çünkü insanlar artık farklı şeylere prim vermeye başladı. Yani televizyon programlarına bakıyorsun, saçma sapan programlar prim yapıyor. Eskiden çok izlenen bilgi yarışmaları şu an hiç izlenmiyor. Evlilik programları, Survivor gibi programlar önemli hâle geldi. Ama bu okuma yarışmalarıdır, bilgi yarışmalarıdır, tiyatro çalışmalarıdır, müzik aktiviteleridir; bunlara da sahip çıkılması gerekiyor ki geleneğimiz de, göreneğimiz de devam edebilsin. Ben ilginiz için teşekkür ediyorum. İnşallah diğer yarışmalarımızda sizi de katılımcı olarak görmek isteriz.

Yorum Gönder

0 Yorumlar
Yorumlar onaylandıktan sonra yayımlanır.

Bülten Formu

Yazılardan haberdar olmak için: