KAPAT
KAPAT
Tolgahan Güven'den Bomba Açıklamalar
Arama Kutusu

Yemlee

Tolgahan Güven'den Bomba Açıklamalar

İlçemiz Erzin'e (Hatay) üç dönem belediye başkanlığı yapmış olan Mehmet Güven'in, oğlu Tolgahan Güven bir süredir sosyal medyada ateş püskürmekte. Tolgahan beyin iddiasına göre; Erzin'de çeşitli kurumlarda görev yapan bazı idareci ve memurlar, halkın çıkarını değil de, kendi çıkarını daha çok düşünüyor. O da bu "bencil" davranışı engelleme misyonu edinmiş kendince. Paylaştıkları dikkatimi çekince, "Erzin'e kimsenin ihanet etmesine müsaade etmeyeceğim" diyen Tolgahan Güven'e ulaştım ve "Elçiye zeval olmaz" misali aklımdaki soruları yönelttim.

Tolgahan Güven kimdir?

Bir süredir sosyal medyada eleştiri paylaşımları yapıyorsunuz. Bir gazeteci gibi belgelerle, fotoğraflarla, ekran alıntılarıyla destekliyorsunuz yazdıklarınızı. Tolgahan Güven kimdir? Sizi tanıyalım.

Tolgahan Güven, Erzin doğumludur. Erzin'de okudum, Erzin'de ticaret yaptım. Erzin'de tarımla uğraşıyoruz. Erzin'in çocuğuyum ben. Ailem, Erzin ilçesinin belli başlı ailelerindendir. Tolgahan Güven, ilçenin birçok STK'sına üyeliği bulunan, ticaret odası başkanlığına aday olan, 2019 yerel seçimlerinde Erzin belediye başkanlığına aday adayı olan bir kişidir.

Sizi bu tür paylaşımlar yapmaya iten sebep veya sebepler nelerdir?

Bir ilçede, bir ilde, ülkede muhalefet olmadan iktidar çalışmaz. Koltukta oturanı çalıştırmak için bir vatandaşın, bir STK'nın, ilçe başkanlarının, belediye meclis üyelerinin muhalefet etmesi gerekiyor ki haklı, haksız, hata, doğru ve gerçekler görülsün. Mücadelemiz bu yüzden.

"En büyük sermayem bürokratlar"

Sizi zaman zaman valilerle, kaymakamlarla, savcılarla, üst rütbeli askerlerle görüyoruz. Bu makamdaki insanlara her isteyen ulaşamaz sanırım. Tolgahan Güven onlara nasıl ulaşır ve onlarla ne konuşur? Bu ziyaretlerin amacı nedir?

Babam Mehmet Güven belediye başkanı seçildiğinde küçük yaşlardaydım. 1989 yılında ilk Hatay valisi General Sami Oytun paşaydı, ilk tanıştığım vali o idi. Ondan sonra ilçemizdeki savcılar, hâkimler, ilçe jandarma komutanları, bölgenin kaymakamları, emniyet müdürleriyle çocuk yaşta tanıştım. Bürokrasiyi o yaşlarda öğrendim. Bir örnek vereyim: 1989'da Erzin'in ilk savcısı olan Ramazan Özkepir 25 yıl sonra Yargıtay 19'uncu Ceza Dairesi Başkanlığı'ndan emekli oldu. Yani biz bu insanla normal savcıyken tanışmışız. Aytaç Yalman paşamız dönemin İskenderun 39'uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanı'ydı, o zamanlar tuğgeneraldi. Ben tekrardan ziyarete gittiğimde Jandarma Genel Komutanı'ydı, yani orgeneraldi. 1991'de Erzin'e stajyer kaymakam olarak gelen Ali Yerlikaya şu an İstanbul Valisi'dir. İlçemizde 6 ay savcılık yapan arkadaşımız şimdi İstanbul Başsavcısı'dır. Böyle örnekleri çoktur. İsimlerini saymaya kalksam 1 saat zaman alabilecek devlet adamlarını tanıyoruz. Biz bu insanları ne sosyal medyadan tanıdık, ne de Google'dan... 1989 yılından bugüne kadar Hatay'a gelmiş geçmiş bütün bürokratı tanırım ve nerede görev yapar, nerede yaşar, hepsini iyi bilirim. Hayatta bağı koparmam. Benim en büyük sermayem, tanıdığım bürokratlardır. Ziyarete gittiğimde memleketimle ilgili konuları konuşuyoruz. Mübalâğ değil, 1 saatten önce mümkünü yok kalkamıyoruz yani sohbet o kadar derinleşiyor ki bazen 5 saat, 7 saat bir kurumda kaldığımı biliyorum vallahi. İnşallah ileride Erzin'de belediye başkanlığı veya bir milletvekilliği olur; derdim, Hatay'ın Erzin ilçesine bu zamana kadar yapılmamış, eksikleri olan hizmetleri yerine getirebilmek için üst bürokratlarla teşrikimesaimizi koparmıyoruz. Türkiye'nin neresinde olursa olsun gidiyorum.

Adınız ve soyadınızın baş harflerinden yola çıkarak kendinize "Tanrının Gırbacı" diyorsunuz. Bu konuyu açar mısınız?

"Tanrının Gırbacı" derken; hâşâ Yaradan'dan kimse yüce değildir. Erzin 20 mahalleden oluşan, 50 bin nüfuslu bir ilçemiz. Kaymakamlık, Belediye, Emniyet, Jandarma, Millî Eğitim gibi kuruluşlar var. Buralardaki yanlışlıkların üzerine gidebilen, 50 bin kişinin hakkını savunabilen, kurum yöneticilerinin verdiği zararları dile getirebilen, korkmadan bir yazının altına imzasını atabilen tek bir vatandaş olmaktan gurur duyuyorum. Sebebi de işte; Erzin'in ve Erzin'deki garibanın hakkını korumak. Eski tarihlerde hükümdar Attila'nın lâkabı "Tanrının Kırbacı"ymış. Bir arkadaşım, "Hep adaleti savunuyorsun. Sen Tanrının Gırbacısın" dedi, o yüzden böyle bir şey kaldı.

Söyleşi için Instagram'dan DM gönderdiğimde, "Erzin'de kimsenin diyemediklerini derim, yanlış yapan kurumlara gerekeni yaparım" demiştiniz. Bu zamana kadar hangi kurumlarda ne yanlış gördünüz ve neler yaptınız?

İlk önce Erzin İlçe Millî Eğitim müdürüyle başladım bu yanlışlığı görmeye. Dört tane okul yapılmış; okulların yeri yanlış, projesi yanlış, okulun içinde hatalar varmış. Gidip araştırdım, gözümle gördüm, inceledim; bunların hepsini resimledim, belgeledim ve sosyal medya hesabımda sordum dönemin ilçe millî eğitim müdürüne. Dönemin Millî Eğitim Bakanı'na da müracaat ettim yazıyla. Sosyal medyada yazdığım her şeyi dilekçeye döküyorum, bağlı olduğu bakanlıklara yazıyorum. "Bu nedir, bunun cevabını istiyorum" diyorum. Dönemin Ak Partili belediye başkanının gücü yetmedi, milletvekillinin gücü yetmedi ama çok şükürler olsun Tolgahan Güven tek başına da olsa ilçe millî eğitim müdürüne vura vura o koltuktan indirdi Allah'ın izniyle.

Sahte Kurslar

Halk Eğitim'e gelelim. Bir gün bir hanımefendi aradı; "Biz bir kurs açmak istiyoruz ama açamıyoruz" dedi. "Nedir konu" dedim. Dönemin Erzin kaymakamının hanımı kurs açıyormuş. "Kaymakamın hanımı öğretmen mi" diye sordum. Dedi ki; "Yok." Araştırdım, maliye mezunuymuş. Nasıl açılıyor; kaymakamlıktaki 15 personelin kaydını yapmışlar. Sekreteri, polisi, odacıyı, postacıyı derken komple 15 kişiyi kaydetmişler. İnternetten müracaat yapılıyormuş, ben de başvurdum 16'ncı öğrenci olarak. Sonra halk eğitim müdürüne varıp, "Ben kursa müracaat ettim" deyince Adil hoca biraz bozuldu, şaşırdı falan. Neyse günlerden perşembeydi, cumartesi kurs başlayacaktı. Perşembe günü saat 4 gibi beni aradı müdür Adil Karaosmanoğlu; "Tolgahan bey, kaymakam beyin eşi kurstan vazgeçtiği için kurs iptal edildi" dedi. Ben de dedim ki; "Anayasanın 84'üncü maddesine göre benim öğrenme hakkım var kardeşim. Neden vazgeçiyor?" Ben bunu Millî Eğitim Bakanlığı'na şikâyet ettim ve bakanlıktan gelen müfettişlerin araştırmaları sonucunda bu kadının Halk Eğitim Merkezi'nde yalan yanlış kurslar açtığı ortaya çıktı. Maaş ödemesi, sigorta ödemesi filân derken halk eğitim müdürü görevden alındı. Kaymakamın kurs verecek olan eşi İlknur Demirci görevi bıraktı. Ha bu arada yalan yanlış bilgi olmasın diye gittim, kaymakamlıkta İlknur Demirci'nin kurstan çekildiğine dair imzaladığı dilekçeyi el altından aldım; elimizde belge olsun diye...

Ondan sonra bir dönem İlçe Jandarma Komutanı vardı. Burada orman hırsızlıkları oluyordu, orman hırsızlıklarına müdahil oldum, yakalattım. Jandarma Komutanı denizde kaçak kum satıyormuş. Onunla ilgili usulsüzlükleri ortaya çıkardık.

Ernar (Erzin Narenciye) Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'nin arkasında kaçak bir hızar vardı, oraya da operasyon yaptırdık. Dünya kadar, kaçak tomruk yakalandı. Ernar 1973'te kurulmuş ve '76 yılında aşağı yukarı 3500-4000'e yakın bir üye sayısıyla Türkiye'nin sayılı kooperatifleri arasına girmiş. Ama orada dönemin kooperatif başkanı Mehmet Ulu, işte Sezen Zeytinoğlu, Ali Vural, denetlemede çalışan bizim Ali Rıza Güven, Mustafa Vural, Kamuran Vural bu kooperatifte her türlü yeme içmeleri yapmışlar. 25 bin sandık satılmış, klimalar satılmış. Bu adamların hepsini yaza çize, yaza çize çok şükür gönderdim.

"Memleket kan emici bir vampirden kurtuldu"

Tarım Kredi Kooperatifi'nde bir müdür vardı. Bir düzen kurmuş; çiftçileri faize düşürmüş, sıkıntıya koymuş. Kredi verirken ağzından bal damlamış ama ödeme günü geldiğinde çiftçiye buz yutturmuş, zehir kusturmuş. Derken ben bunu bakanlığa bildirdim. Beni Ankara'dan Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü çağırdı. Oturduk, sohbet ettik. "Tolgahan bey, ben bunu araştıracağım" dedi. Müfettişler geldi inceledi falan derken müfettişler beni Erzin'de ziyaret ettiler ve "Biz bunu görevden alacağız" dediler. Çok şükürler olsun o zamanki ilçe tarım kredi müdürünü sepetlediler. Bu memleket de kan emici bir vampirden kurtuldu.

Tolgahan Güven
Tolgahan Güven ile ofisinde görüştük


Kaymakam Yollanıyor

Öbür konuya gelelim. Dönemin kaymakamı Ahmet Demirci'nin, görevini yapmadığını, STK'ları ve kurumları denetlemediğini sosyal medya hesabımda yazıyordum ve  bakanlıklara da bildiriyordum aynı zamanda. Bir gün beni Egemer Elektrik Üretim A.Ş.'nin müdürü aradı; "Tolgahan bey, helâlleşelim, işten ayrılıyorum, burada bazı sıkıntılar var" dedi. Bana anlattı. Erzin Burnaz sahilinde bulunan tatlı su kenarındaki dere yatağı, termik santralin -kuş bakışı- aşağı yukarı 300 metre altından geçiyor. Buradan soğuk su çalmışlar tesise Egemer A.Ş. Dedim; "Bu niye?" Dedi ki; "Denizden tuzlu su çektiğimizde tuzu arıtmamız gerekiyor saf olması için. Onu soğutma suyunda kullanıyorlar." Yani tesisin çok büyük maliyeti olduğu için tatlı sudan tesise 400 metre boru döşeyip saniyede 300-350 litre kaçak su çalmışlar devletten habersiz. Biz bunları şikâyet ettik. DSİ geldi, yerinde inceledi, derken her şey gün yüzüne çıktı. Kaymakam oradan çok ciddî bir rant sağlamış. Erzin dördüncü sınıf ilçe; Erzin kaymakamının şu anki maaşı 10 bin lira falan. Kaymakam beyin bir Mercedes'inin olduğunu duydum, araştırmasını yaptım. Noterden hanımının adına kayıtlı çıktı. Bu arabanın değeri 1 milyon lira. Bir kaymakamın 1 milyonluk arabasının olmasının mümkünü yok. Kaymakamı araştırdığımda ailesinden, babasından, atasından hiçbir şeyinin olmadığını öğrendim. Sadece kendi maaşı var, hanımı çalışmıyor. Bu olayların hepsinin üstüne gittim. Dönemin Hatay valisine şikâyet ettim. Ama işte valiler de bürokrat olduğu için, "Yarın bu da vali olacak, sıkıntı çıkmasın" diye örtbas etmeye çalıştılar. Dönemin İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu'ya ve dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman'a gittim. Allah razı olsun dinlediler, evrakları incelediler ve gereğini yaptılar. Erzin kaymakamı da bir cumartesi günü ansızın görevden alındı. Pılını pırtısını topladılar, memleket rahatladı. Babam da olsa yanlış yapanın karşısındayım.

Yine dönemin bir belediye başkanı vardı; Kasım Şimşek. Haydar'daki bahçesine gösterdiği özenin onda birini ilçeye gösterseydi, bu memleket cennet olurdu inanır mısınız? Geldi ne yaptı; kendine ait arazilerin hepsinin imarını açtı. İki tane akaryakıt istasyonu imarı açtı. Biri, Erzin Devlet Hastanesi'nin karşısındaki yer. Orada zeytin ağaçları kesildi. Zeytin ağacının ve çam ağacının kesilmesi yasak. Ben de şikâyet edince Tarım Bakanlığı ceza kesti, imar yasağı koydu. Ondan sonra tuttular, Eseli'den (İsalı Mahallesi) bir arkadaşın tarım arazisini alıp imara açtılar. Oraya da bir petrol istasyonu ruhsatı işlediler. Tolgahan Güven taşı gediğine koydu, şu an gene açılamıyor. Belediye başkanları ille gidip de belediyenin kasasından para çalmaz. Belediyedeki en büyük hırsızlık rant hırsızlığıdır. Yani tarım arazisini alırsın 50 liraya, imarını yapıp satarsın 500 liraya.

Erzin'de 50 bin kişi yaşıyor. Ben bu 50 bin kişinin içinde bir vatandaşım. Kurumlarda ve STK'larda kim yanlış yaparsa, karşısında ben varım. Mahkemeden ve ölümden korkmam. Cesareti olan varsa gelsin. Sonuna kadar mücadele edeceğim.

"Canı yanan herkes koşarak bilgi, belge getiriyor"

Anlaşılan o ki eliniz her yere uzanıyor. Belgeler, fotoğraflar, videolar... Yeryüzünde bir Tolgahan Güven olduğuna göre, aynı anda birkaç yerde olamayacağınıza göre bir istihbarat ağına sahipsiniz demektir. Şimdi sorsam söylemezsiniz, yani isim vermezsiniz. Şöyle sorayım o zaman: Tolgahan Güven WhatsApp İhbar Hattı nasıl gidiyor?

Şimdi şöyle söyleyeyim: Meselâ ilk olarak İlçe Millî Eğitim'e yazmaya başladığımızda; dönemin İlçe Millî Eğitim Müdürü Erdoğan Asarkaya kurum içerisinde kime zarar vermişse, ezmişse, kimlerin canını yakmışsa zaten bu insanlar sana koşarak geliyor. "Burada Erdoğan Asarkaya'ya saldıran biri var" deyip, ne kadar bilgi, belge varsa getiriyor. Ben, "Bu adamla ilgili bana bilgi verin" dahi demedim. Herkes koşarak bana getirdi belgeleri verdi. Ben de bakıyorum, inceliyorum, mücadele ediyorum. Yalan yanlış bir şey yapmıyoruz. Gözümle görmediğim, belgesini okumadığım hiçbir şeyi yazmıyorum, paylaşmıyorum. Erzin Belediyesi'ni örnek verelim: Ben aday adayı olduğumda İç İşleri Bakanlığı'na 2018 yılında bir dilekçe yazdım. "İsmim Tolgahan Güven. Şu şu TC numaralı vatandaşım. Hatay'ın Erzin ilçesi belediye başkanlığına aday olmayı düşünüyorum. Aday olduğum belediyenin borçlarıyla ilgili bilgi talep ediyorum" diyerek... 40 gün içinde inanır mısınız 100 yapraklık bir klâsör geldi, dönemin Mahallî İdareler Genel Müdürü imzalı. Erzin Belediyesi'nin borçlarına baktığımda 38 milyon liraydı. Dönemin Belediye Başkanı Kasım Şimşek, "Yok o kadar borcumuz" dedi. "Ya belgeler var, işte burada, inceleyin" dedik biz de. Ondan sonra şu anki mevcut Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu geldi. O da, "Borç yok" dedi. Ya kardeşim, yalan söylemeye gerek yok. Var 38 milyon borç. 12-14-16-22-28-30-32 diyerek aha 44 milyon borçla karşı karşıya geldi. Şimdi Erzin Belediyesi'nden örnek verelim. Belediyeye gidip hiç kimseye, "Ya şu evrakı bana verin" demiyorum. Belediyede bir hata varsa, meclis üyeleri  "Tolgahan bey, biz yazamıyoruz, buyur gardaşım" diyor. Meclis kararları, tutanakları hepsi onlar sayesinde geliyor. Bunlar bakıyorlar, gerektiği yerde bize WhatsApp'tan gönderiyorlar veya birisiyle yolluyorlar. Meselâ işletmeden geçen bir greyderle ilgili bir resim geldi. Vallahi ben kimseye, "Bana resim çek" demedim. Greyderin operatörü gitmiş, Haydar Dağı'nda makineyi çalıştırırken çektiği fotoğrafı Facebook'taki operatörcüler sayfasında paylaşmış. Bizim bu işleri takip eden arkadaşlarımız, "Böyle böyle bir şey var. Bakar mısın" dediler. Baktık, kopyaladık ve sorduk. Sorduğumuzda da hırsızlık olduğu, kimsenin haberi olmadığı ortaya çıktı. Yani makine 3 aydır Haydar Dağı'nda çalışmış. Aşağı yukarı bin saat yapıyor. Bunlar tutmuşlar, 10 saat parası yatırmışlar. Tolgahan Güven hiç kimseden evrak istemiyor. Hangi kurumu yazarsam, "Bu kurumda hata var" diye; o kurumun içerisinde canı yanan, ezilen, hakkı yenen vatandaş geliyor zaten beni otomatikman buluyor. Evrak getiriyor, resim getiriyor, belge getiriyor. Diyeceğim şu; yöneticiler beceriksiz olunca vatandaş n' ağapacağını, sorunları nereye izah edeceğini bilmiyor. Tolgahan Güven'e geliyor. Bakıyorum, uygunsa yasalar çerçevesinde mücadele ediyorum.

"İnsanların mahrem hayatına girmem"

Sosyal medyada paylaşsanız Erzin'i çalkalayacak türde skandal bir mevzu var mı arşivinizde? Oto sansür uyguluyor musunuz?

Oto sansür diye bir şey uygulamıyorum. Erzin için yapılan yanlış bir şey varsa sonuna kadar ilgileniyorum. Sadece ve sadece insanların mahrem hayatına girmem. Ama kesinlikle bir hırsızlık, yolsuzluk varsa günde bir haber şeklinde paylaşımlar yapıyoruz.

"En güzeli, insanların gönlünde olabilmek"

Paylaşımlarınızın altına sizinle hemfikir olan insanlar, "Başkanım" diye yazıyor. Niye böyle söylüyorlar? Belediye başkanı olmak hayaliniz mi var?

Kafamızdan geçen bir düşüncemiz var. Mücadelemiz bu memlekete hizmet edebilmek. Taş üstüne taş koyabilmenin ve gerçek projeleri yapabilmenin kabiliyeti ve cesareti olduğu için biz bu yola çıktık. Nasip meselesi. İnsanların gönlünde "başkan" olmak da, bir belediye başkanı olmuş kadar değerlidir benim için. Şu an hiçbir görevim olmadan, hiçbir STK'da görev yapmadan da Türkiye'nin valisinden paşasına, başsavcısından bakanına, genel müdürüne kadar kimin kapısını çalsam, "Tolgahan Güven geldi" dendiğinde kapıların  sonuna dek açıldığını görüyorum. Bunun birçok şahidi var. Diyeceğim şu ki; en güzel şey, insanların gönlünde olabilmek. Cenab-ı Allah, belediye başkanlığını yazmışsa da, yazmamışsa da takdir O'nun. Ben, olacakmış gibi niyet ediyorum. Azimle mücadele veriyorum. Meselâ geçen dönemde Ak Parti'nin adayı Ankara'dan geldi. Ökkeş başkan CHP'nin adayı oldu. Erzin naçar kaldı naçar. Erzin'de insanlar gidecek yer bulamadığı için Ökkeş'e verdi. Ökkeş'in kara kaşına, kara gözüne vermedi. Buraya beceriksiz bir Ak Parti yönetimi, beceriksiz bir milletvekili beceriksiz bir aday getirip koyunca, Ökkeş de kendini dev aynasında gördü.

Erzin Belediye Başkanı Ökkeş Elmasoğlu eleştiri bombardımanınıza sıkça maruz kalmakta. Ökkeş Elmasoğlu'nu eleştirirken kullandığınız dili normal buluyor musunuz? Halkın oylarıyla seçilip bir makama gelmiş insana ismiyle hitap ederek, alaycı ve küçümseyici bir üslûpla konuşmak sizce doğru mudur?

Devlet makamında oturan herkese saygı duymakla mükellefiz. Ama saygısızlığın en büyüğünü Erzin Belediye Başkanı olan Ökkeş Elmasoğlu yaptığı için biz de buna kendinin anladığı dilde cevap vermek zorundayız. Şimdi o bize saygısızlık yaparken, biz ona saygı duyamayız kesinlikle. Ben bunun bir örneğini vereyim: Çarşı merkezinde rahmetli anneannemden kalan bir arazinin üstünde eski bir bina vardı. Buraya dönemin belediye başkanı 33 bin lira ceza yazdı. Ben bunu idare mahkemesine verdim, iptal ettirdim. Kazandık. 2019 yerel seçimlerinde Ak Parti kaybetti, CHP'li belediye başkanı geldi. Mayısta (2019) bir baktık zabıtalar gelmiş, fen müdürü filân gelmiş. "Burada kaçak yapı var" dediler. Ya kardeşim, ben burayı Cumhurbaşkanı'nın KHK'yla çıkardığı imar barışıyla ruhsatlandırmışım. Yani 100 metrekare değil de 98 metrekare, 90 metrekare görülmüş. Ondan dolayı tuttular bize 13 bin lira ceza yazdılar. Nezaketen Erzin Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü'ne gittim. Zaten ben belediyeye çıkınca imar müdürü kaçtı. Belediye Başkanı Ökkeş'e de aynen şunu söyledim: "Ökkeş, sen bu işleri bilmezsin. Senin akıl hocaların var. Akıllı ol, benle savaşma." Ama Ökkeş başkan kendisini dev aynasında gördü. Savaşımız böyle başladı. Benim babam bu memlekette uzun yıllar belediye başkanlığı yaptı. Kendisinin babası ilçe başkanıydı. Babam korumuş kollamış, yememiş yedirmiş, giymemiş giydirmiş hesabı, her türlü şeyi yapmış Mehmet Güven. Bunun iki kardeşinin düğününü çalmış. Her giderini karşılamış. Ökkeş başkan saygısız olursa bizden saygı bekleyemez, saygılı olursa saygı gösteririz. Bizim makama, devlete karşı boynumuz kıldan ince ama Ökkeş'e karşı benim boynum aynı geminin halatı gibi vallahi. Onun bıçağı beni kesmeye yetmez.

Canlı Yayın Çağrısı

Ama o, sizin adınızı ağzına almıyor. Ökkeş Elmasoğlu'nu az biraz tanırım; sakin bir mizacı ve nezaketli bir tarzı var. Belli ki polemik yaşamak istemiyor. Bazen isim vermeden, "Bazı şahıslar" diye konuşuyor. Belediye başkanının efendiliğinden ötürü mü adını dilinize bu kadar çok doladınız?

Vallahi şöyle söyleyeyim; ben belediye başkanı olacağım, bir vatandaş beni eleştirecek; kardeşim, o vatandaşla yüz yüze gelirim. Derdi neyse dinler, derdini çözerim. O zaman dirayetli olurdum, cesaretli olurdum. Benim adımı söylese ne, söylemese ne! Ökkeş’in adını 100 sene söylemeden yaşayabilirim ben. Ama onun aklında Tolgahan Güven’in adı 24 saat var. “Ne yazdı, WhatsApp’da ne vurdu, bilmem nereye ne yaptı” diye. Keşke bir belediye başkanı olarak yardımcılarını, müdürlerini, meclis üyelerini yanına alsa da canlı yayına çıksak, oturum yapsak. Ben sorsam, kendisi cevaplasa. Buyursunlar.

Öncelikli Projeler

Önümüzdeki pazar günü seçim olsa, belediye başkanı seçilseniz, yapacağınız ilk icraatlar ne olurdu?

Bugün belediye başkanı olsam ilk yapacağım icraat; işletme garajını ivedilikle Belediye Düğün Salonu'nun arkasına taşırdım. İkinci hafta; şu anki Erzin Belediye Başkanlığı'nın bulunduğu binayı ivedilikle boşaltır, orayı yıkardım.  Üçüncü işim de; kafamda bir proje var. Erzin'deki 500 kadına iş vermek. Bunu da Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük birliği olan Marmarabirliği'n başkanı Hidamet Asa benim çok samimî arkadaşım, onu buraya getirip, memleketimizin zeytini, zeytinyağı, nar ekşisi, turunç reçeli, portakal suyu; bir tesis kurarak 500 kadına, 500 eve iş aş vermek için mücadelemiz, azmimiz olurdu. Sonra; gelir getirebilecek büyük bir market. Bol çeşitli belediye marketinden Erzinliler alışveriş yapacak. Erzin Belediyesi'nin şu an 42 milyon lira borcu var. Günlük faiz işliyor. Tolgahan Güven bugün belediye başkanı olsa, ben bu 42 milyonluk borcu (elindeki çay dolu bardağı göstererek) şu nimet hakkına olsun ki, 90 gün içerisinde sıfırlarım, net. Bunun nasıl silineceğini, hangi şartlarda bu borcun nerelere devredileceğini, nasıl para gelebileceğini biliyorum. Önce Cenab-ı Allah'a, sonra kendime güveniyorum çok şükür.

Halk Ekmek düşünür müsünüz?

Yok, Erzin'de halk ekmek gitmez. Çünkü halk ekmek yapan belediyelerdeki başkan, müdür arkadaşlarım, halk ekmeğin 200 binden aşağı üretildiğinde zarar edildiğini söylüyorlar. İlçemizde üretilen ekmek sayısı 20-25 bin. Erzin'in şu anki mevcut yapısında kârlı bir iş değil yani.

Babanız Mehmet Güven'in belediye başkanlığı zamanında, şimdiki belediye başkanının babası parti ilçe başkanıydı. Yani eskiden gelen bir hukukunuz var. Madem memleket sevdalısısınız. Babanızın döneminde derin bir siyaset kültürü edinmişsiniz. Donanımlı olduğunuzu iddia ediyorsunuz. O hâlde neden bildiklerinizi Ökkeş Elmasoğlu'yla paylaşmıyorsunuz? Yanında yer almıyorsunuz?

Ben bu memleket için yapılacak her türlü hizmetin önüne düşer giderim. Her bürokrata, bakana gider bir şeyler isterim. Ama şunu söyleyeyim; hani koltukta oturanlar, "Her şeyi ben bilirim" havasında ya. Bilmediğini, beceriksiz olduğunu kabullenmiyor. Ülkemizin en büyük sorunu da zaten bu. İş bilen insanları kimse yanında görmek istemiyor. Bu şekilde olduğu için pek başarı gösteremiyorlar. Doğru söylüyorsun; Mahmut hoca (Elmasoğlu) ilçe başkanlığı yaptı ama Mahmut Elmasoğlu aradığında, "Başkanım böyle böyle..." dediğinde, Mahmut hocayı bir günden bir güne kırmamıştı Mehmet Güven. Ânında gerektiği şekilde yapılmıştır.

“Beni susturamazlar”

Tehdit alıyor musunuz? Alıyorsanız tepkiniz ne oluyor?

Vallahi şu âna kadar öyle bir şeyle karşı karşıya gelmedim. Kuyruğuna bastığımız kim varsa buyursunlar, çıksınlar. Benim canımı alamadıktan sonra kimse beni susturamaz. Sonuna kadar mücadele ederim. Kimsenin namusunda, parasında, mülkünde gözüm yok. 50 bin kişinin hakkını kim yiyorsa onun kuyruğuna basıyorum. Yoksa şahıslarla bir işim yok.

Sorular bitti. Söyleşi için teşekkür ederim.

Biz senle tanıştığımıza, sohbet ettiğimize çok teşekkür ediyoruz. İnşallah memleket için hayırlı olur.

Yorum Gönder

6 Yorumlar
* Yorumlar incelenip onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır.
  1. Blogunuzu takipteyim blogumda bi reklama tıklayın fakirin karnı doysun abem

    YanıtlaSil
  2. Erzin'e geldim ben :)) İsabetli sorular sormuş, sıcak-samimi cevaplar almışsınız. Erzin iyi bir irade tarafından yönetilmeyi hak ediyor. Şirin, kendi halinde ve tek kelimeyle harika ber yer orası :))

    YanıtlaSil
  3. Selamlar, memlekete yolsuzluklarla savaşacak, doğru yoldan ayrılmayacak politikacılar lazım. Çekirdekten yetişince çarkın işlemediği yerleri saptamak zor olmuyor okuduğum kadarıyla. Lakapta hoşuma gitti. Tolgahan Güven'e başarılar diliyorum. Paylaşım için çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederiz değerli yorumunuz için.

    YanıtlaSil